Ana sayfa Hastalıklar Anksiyete (Evhamlanma) Nedir? Anksiyete Bozuklukları Nelerdir?

Anksiyete (Evhamlanma) Nedir? Anksiyete Bozuklukları Nelerdir?

319
Anksiyete
Anksiyete

Anksiyeteyi anlamanın en kolay yolu korkuyu düşünmektir. Korktuğunuz anları düşündüğünüzde anlamak hiç de zor değildir. Nelerden korkuyorsanız, mesela köpekten, yüksekten korkmak ya da daha gerçekçi durumlara baktığımızda bir araba size çarpacak gibi olduğunda, içinde bulunduğunuz araç kaza yaptığında ya da yapacak gibi olduğunda duyulan korkular, hissedilenler, kafanızın içinden geçenler, bedeninizde olan bitenler bugün konuşacağımız hastalıklara biraz benzemektedir. Biraz farkları olsa da verilen tepkiler ya aşırı, abartılı ve orantısız olmaktadır ya da gerçekçi değildir. Ayrıca ülkemizde anksiyete bozuklukları oranına baktığımızda %5-6 civarında olduğunu görmekteyiz. Az gibi gelebilir. Pek çok kedi fobisi ve kapalı yer korkusu olan insan tanıyorum diyebilirsiniz. Bu doğrudur ama belirtiler ile tanılar aynı şeyler değildir. Farklılığın sebebi budur.

Anksiyete bazı kaynaklarda korku ile eş anlamlı kullanılır. Bazı yerlerde normal olmayan patolojik korku ile eş anlamlı kullanılır. Yani anksiyetenin korkudan hemen hemen hiç farkı yoktur. Önemli olan korkunun dozudur. Belirtileri vahşi bir köpekle karşılaştığınızda, size saldırdığında veya saldıracak diye düşündüğünüzde bedeninizde ve duygularınızda olacak değişikliklerle aynıdır.

Gerçek korku anında görülen bu belirtiler otonomik(bedensel) belirtilerdir. Sempatik sinir sisteminin aşırı aktifleşmesiyle ortaya çıkan durumlardır. Nedeni bedenin kaçmaya ve savaşmaya kendini hazırlamasıdır. Gerekli kaslarımızın çalışması için aslında bir miktar kaygılanmanın normal olduğu da unutulmamalıdır.

Korkuyu normal sağlıklı olan duygu olarak düşünmek, anksiyeteyi de patolojik olarak düşünmek daha doğrudur. Almanca korku ‘ankst’ demektir. Sigmund Freud bütün anksiyete ile ilgili kitaplarını Ankst diye isimlendirir. Korkunun anksiyete ile aynı kökenden gelmesi oldukça doğaldır. Korku daha normal, anksiyete daha patolojik olandır. Eğer korku, insanın normal hayatında, iş hayatında ve sosyal hayatında ciddi etkiler yapıyorsa patolojik bir durum olabilir.  Anksiyete ile baş etme yöntemleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Eğer gerekirse bir uzmana görünmenizde fayda var.

Anksiyete’ye Ne Sebep Olur? Çevre mi, genetik mi?

Diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi psikiyatrik hastalıkların görülmesinde çevrenin ve genetiğin etkisi vardır.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu(Sosyal Fobi)

Sosyal fobinin temel özelliği rezil olma korkusudur. Tanımadığınız birisiyle veya karşı cinsten biriyle tanışacağınız, kafeterya gibi bir yerde arkadaşlar arasında fıkra anlatacağınız gibi durumlarda rezil olma korkusu yani sosyal anksiyete ortaya çıkabilir. Kalabalıkta heyecanlanmak, bana bakacaklar, kızaracağım diye endişe etmek gibi durumlar toplumda çok yaygın durumlardır. Anskiyete’nin hastalık düzeyinde olması için insanın işine gücüne, yaşamına engel olması gerekir.

Özgül(Basit) Fobi

Asansörde fenalaşan birinde sorun asansörde değil kapalı bir yer olmasından kaynaklanır. Buna klostrofobi(kapalı yer korkusu) denir. Kedi fobisi, hayvan fobileri örnek verilebilir. Peynir korkusu, peynir fobisi ve peynirden iğrenen de olabilir.

Özgül fobinin altında bilinmesi gereken 3 grup vardır. Bunlar;

Hayvan Fobileri(köpek, kedi, kuş, yılan vb.)

Eğer herhangi bir şeyden korku aşırı ise fobi olabilir. Burada söylemek istediğimiz hayvan size yaklaşınca korkmanız değil, böyle bir durum olmadan endişe içinde olmaktır. Bazı insanlar yüksek bir apartmanda oturmasına rağmen her gün evine gelince tüm evi ya yılan varsa diye arıyor.(ki yılanlar düz duvara tırmanamazlarJ )

Yükseklik(uçak, kapalı yer gibi belli durum fobileri, göl, su, fırtına)

Durum fobilerinin, panik bozukluğu gibi hastalıklarla ilişkisi çok yüksektir. Ama kedi, köpek gibi hayvan fobilerinin bu fobi ile ilişkisi pek yoktur.

Kan Fobisi

Kan fobisi olan hastaların çoğunda bayılma görülür. Anksiyete bozuklarının hiçbirinde bayılma eşlik etmez. Dişçi fobisi de kan fobisinden farklıdır. İğne yaptıramayan, kan gören insanlarda bayılma olur ama dişçi korkusu olanlarda daha seyrektir. Kan fobisinde bayılmanın nedeni tansiyonun hızla düşmesi ve nabzın azalmasına bağlı görülen bir tür şuur kaybıdır. Doktor ya da hemşirenize durumunuzu söyleyip mümkünse uzanarak kanınızı aldırmak istediğinizi rica edin ve yanınızda şeker, meyve suyu gibi şeyler götürün. Sağlık çalışanına güvenerek kan verirken en mutlu anlarınızı anlatıp düşünebilirsiniz. Derin bir nefes alın ve kanatsız melek hemşireniz bazen somurtkan gibi gelse de iş yoğunluğu ve nöbet gibi yıpratan yanlarının olduğunu ve aslında mesleğinin şefkat dolu olduğunu unutmayınız.

Agarofobi

Eskiden açık alan korkusu diye kaynaklarda geçerdi fakat öyle bir şey yoktur. Agorafobiklerin korkusu tek başlarına bir yerlere gitmektir. Alışveriş, seyahat, evden dışarı çıkmak gibi korkuları vardır. Rahatsız olmalarının nedeni tek başına gidersem ya bir şey olursa, fenalaşırsam, başım dönerse, tansiyonum çıkarsa, bayılırsam, kaybolursam gibi endişelere kapılmalarıdır. Agorafobisi olduğu için eve hapsolmuş insanlar çoktur. Yanında birileri varsa bu insanların sıkıntıları bir miktar azalır.

Panik Bozukluğu

Panik bozukluğundaki temel sorun sık sık, şiddetli, kısa süreli panik nöbetleri yaşamaktır. Panik nöbetleri ve panik bozukluğu aynı kavramlar değildir. Panik nöbeti kısa, korku nöbetleridir. İnsanın o anda ölüyorum, çıldırıyorum diyeceği hissedeceği kadar şiddetli. Birçok anksiyete hastası öleceğimden korkuyorum der ama ileri zamanlarda hastalanıp veya başka şekillerde öleceğini söyler. Ölüyorum, çıldırıyorum, kalp krizi geçiriyorum korkusu daha farklıdır. Mesela hastalarda uyuşmalar olur ve o anda öleceğini zannederler ve bu nedenle de sık sık acil servisler başvururlar ama sapasağlamlardır. Panik bozukluğunda sık sık nöbetler olduğu gibi yeniden panik gelecek korkusunun da eşlik ettiğini görüyoruz. Birçoğunda da agorafobi sonradan gelişmektedir. Panik hastalarında ya panik tekrar gelirse korkusu vardır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Mutlaka anneniz, komşunuz veya teyzeniz böyle evhamlı birisini tanıyorsunuzdur. Biraz geç kalınca sizi hemen aramaya başlar, bazen acil servisleri, karakolları arar, geç kaldığına göre kaza geçirdi, kapı çalınca veya telefon çalınca ölüm haberi geldi diye düşünür. Sürekli olarak her uyaranın olumsuz algılanma durumu vardır. Dışarıdan bir ses gelince mutlaka bir tanıdığına çarpan arabanın sesidir ya da sokakta oynayan torununa araba çarptığını düşünür. Böyle olunca da uyaranlara karşı aşırı bedensel tepki gösterirler.

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Takıntı hastalığı diye bilinir. El yıkama en sık görülen örnektir ama bir tek bu değildir. Kapıyı kilitledim mi, ışığı kapattım mı, fişi çektim mi gibi durumlardan emin olamazlar. Ayrıca saldırgan obsesyonlar da vardır. Örneğin balkonda oturuyorsunuz acaba kardeşimi arkadaşımı aşağı iter miyim, kendimi atar mıyım diye düşünebilirsiniz. Hastalar obsesifliği geçirmek ve etkisini azaltmak için davranışlar geliştirirler, başka bir şey düşünmeye çalışırlar, içlerinden tekrarlayıcı şeyler söyleyerek bu durumu engellemek isterler.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Korkutucu olaylardan sonra görülen bir hastalıktır. Bu tür bir hastalığın oluşmasında o anda olan olayın şiddetinden ziyade yaşanan korku büyük rol oynamaktadır. Eğer daha az bir korku varsa daha az etkilenme olabilir. Bu insanların hepsinde ilk günlerde daha şiddetli belirtiler görülür. Uyuyamama, sürekli kabus görme, diken üstünde hissetme, olayın tekrarlanacağını hissetmesi, ani ve yüksek seslerden etkilenme, olayı tekrar yaşama veya istemediği halde sesleri görüntüleri tekrar tekrar hatırlama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Buna tıpta ilk zamanlarda, ilk haftalarda akut stres denir, bir aydan sonra ise travma sonrası stres bozukluğu adı verilir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here